160x600
160x600

Hz. İbrahim Kıssası

1.Hz. İbrahim hakkında genel bilgiler

Hz.İbrahim Kur'an-ı Kerim'de bildirilen peygamberlerdendir Ülül'azm denilen peygamberlerin üçüncüsü olup Mezopotamya'daki Keldâni kavmine gönderilmiştir. Peygamberimiz Muhammed Mustafa (S.A.V.)'dan sonra Allah katında insanların en üstünüdür, çünkü Allahü Teâlânin varlığını kendi akil ve mantığıyla bulmuştur.

Allah ona Halil'im (dostum) diye buyurdu. Onun için «Hâlilürrahman» olarak zikredilir. Kendisine on suhuf verildi. Oğulları, İsmail ve İshak aleyhisselam soyundan daha birçok peygamber geldiği için «Ebü'l enbiya» (peygamberler babası)da denilmiştir.

Babasının ismi Âzer, annesinin ismi ise Emile'dir.

2. Hz. İbrahim’in hayatı

2.1. Hz. İbrahim’in yasadığı zaman ve mekân

İbrahim aleyhisselamın nesebi Nuh aleyhisselamin oğlu Sam'a dayanır. Doğum yeri Bâbil kentidir.

2.2. Hz. İbrahim’in doğumundan peygamberliğine kadar olan hayatı

Nemrud ve ona tâbi olanlar azgınlık ve Allah'a isyan içinde yasamakta idiler. Bir gün Nemrud bir rüya gördü. Bir rivayete göre, rüyasında gökyüzünde bir nurun parladığını, güneşin, ayın ve yıldızların bu nurun ışığında kayb olduğunu gördü.

Diğer bir rivayete göre ise, rüyasında bir kimsenin gelip tahtından kaldırıp kendini yere vurduğunu gördü. Müneccimlere gördüğü rüyayı anlatıp tabir ettirdi.

Bunlar " Yeni bir peygamber ve din gelecek, senin saltanatını temelinden yıkacak! Ona göre tedbir almalısın" diye tabir ettiler. Nemrud bu işin tedbiri kolaydır deyip, " Bundan sonra kimse çocuk sahibi olmayacak. Hanımlardan uzak durulacak. Doğan çocuklar, erkekse öldürülecek, kızsa bırakılacak" emrini verdi. Bu suretle 100.000 masum bebeği öldürüldüğü nakledilmiştir.

Bu sırada Hz. İbrahim’in annesi hâmile idi. Âzer'in durumunu bildiği için, onu doğuma yaklaşınca kendisinden uzaklaştırdı ve gizlice bir mağaraya gitti ve orda Hz. İbrahim’i dünyaya getirdi. Doğduktan sonra annesi onu emzirdi ve mağarayı kapatıp geri şehre döndü. Âzer'e ," Çocuk çok zayıf doğdu ve hemen öldü" dedi. Bundan sonra mağaraya - gizlice -gelip İbrahim aleyhisselami emzirip geri eve dönerdi. Rivâyetlere göre, Hz. İbrahim mağarada 7 veya 13 yasına kadar kaldı.

2.3. İbrahim aleyhisselamin tefekkür ile tevhid'i bulması

İbrahim aleyhisselam hakkında Allahü Teâlâ « Halil'im » demiştir. Bu da onun Allahı arayıp bulmasındandır.

Bunun için Kur'an-i Kerim'de şunlar buyrulmuştur : «Böylece biz, kesin iman edenler olması için İbrahim’e göklerin ve yerin melekûtunu gösteriyorduk. Gecenin karanlığı onu kaplayınca bir yıldız gördü, Rabbim budur, dedi. Yıldız batınca, batanları sevmem, dedi. Ay’ı doğarken görünce, Rabbim budur, dedi. O da batınca, Rabbim bana doğru yolu göstermezse elbette yoldan sapan topluluklardan olurum, dedi. Güneşi doğarken görünce de, Rabbim budur, zira daha büyük, dedi. O da batınca, dedi ki: Ey kavmim! Ben sizin (Allah'a) ortak koştuğunuz şeylerden uzağım » .

Bu olay resmi olarak bakılırsa Hz. İbrahim’in peygamberlik başlangıcıdır. Bundan sonra Hz. İbrahim Bâbil kavmine Allah’ın emirlerini tebliğ etmeye başladı ve birçok delil gösterdi.

2.4. İbrahim aleyhisselamin putları kırması

Babil halkı Allah’ın yolundan saptığı için her sene putlar için ayin düzenlerdi. Bu âyin'de bir yere toplanır bayram yapar ve sonra put haneye gider, putlara secde eder, sonra da evlerine dönerlerdi. Böyle bir bayram günü, İbrahim aleyhisselam put haneye girip, bir balta ile bütün küçük putları kirdi. Baltayı da, en büyük putun boynuna astı ve oradan uzaklaştı.

Keldâniler put haneye girince bütün putların kırıldığını gördüler ve bunu yapanı yakalayarak cezalandırmak istediler. Hz. İbrahim’i getirip, bu isi sen mi yaptın dediler. İbrahim aleyhisselam « Kendisi dururken küçük putlara tapınılması istemediği için, boynunda asılı olan büyük put yapmıştır. İnanmazsanız kendisine sorunuz » buyurdu. Onlar 'Putlar konuşamaz ki, sen onlara sor diyorsun' dediler. Bunun üzerine İbrahim aleyhisselam « O halde konuşamayan ve kendilerini kırılmaktan kurtaramayan putlara neden ibadet edersiniz? Size ve taptığınız putlara yazıklar olsun » dedi, ama bu hiç bir fayda vermedi, çünkü onlar : «Dediler ki. Biz, babalarımızı bunlara tapar kimseler bulduk ».

2.5. İbrahim aleyhisselamin ateşe atılması

İbrahim aleyhisselam putları kırınca putperestler bu isin onun yaptığını anladılar ve ceza vermek üzere hapsettiler. Durumu Nemrud'a bildirdiler.

Rivayete göre Nemrud Hz. İbrahim’in yaptığını duyunca onu yanına çağırdı. O zaman insanlar Nemrud'a secde ederlerdi. İbrahim aleyhisselam secde etmeyince Nemrud " Niçin secde etmedin" diye sordu. Hz. İbrahim de: « Ben beni yaratan Allahü Teâlâ’dan ziyade secde etmem » buyurdu.

Nemrud " Seni yaratan kim ? " diye sorunca, İbrahim aleyhisselam: « Benim Rabbim, dirilten ve öldüren Allah'dir » diye cevap verdi. Nemrud, " ben de diriltirim" diyerek zindandan iki kişi getirtti. Birini serbest bırakıp, birini öldürdü. Güya böylece diriltmiş ve öldürmüş oldu. Hz. İbrahim bunun karsısında : « Benim Rabbim güneşi doğudan getirir, doğurtur. Eğer gücün yetiyorsa sen de batı’dan doğdur » buyurunca Nemrud şaşırıp, aciz kaldı.

İbrahim aleyhisselam'in ateşe atılması kararlaştırıldıktan sonra odun toplanıyor ve kocaman bir ateş yakılıyor. Problem Halilullah'i ateşe atmakta. Rivayete göre Iblis insan sekline girip Nemrud'a mancınık kullanmasını tavsiye ediyor.

Bir bina (mancınık) yapılıp oradan İbrahim aleyhisselam ateşe atılınca, ateş bir gül bahçesi oluyor. Diğer bir rivayete göre içi balık dolu bir havuz oluyor ateş. Ve böylece ateş Halilürrahman'i yakmıyor. Bu kurtarma olayı Kur'an-i Kerim'in Enbiya suresinde bildirilmiştir : « Ey ateş ! İbrahim için serinlik ve esenlik ol» dedik.

Bu olaydan sonra Hz. İbrahim küfür diyarından hicret ederek Şam'a gidiyor. Başka bir rivayete göre Harran'a (Filistin) gittiği rivayet edilir.

2.6. Hz. İsmail

İbrahim aleyhisselam'in Hz. Sâre'den çocukları olmuyordu. Yasları da gittikçe ilerliyordu. İbrahim aleyhisselam Bâbil'den ayrılırken: «Rabbim! Bana sâlihlerden olacak bir evlat ver, dedi » diye niyazda bulundu. Hz. Sâre'de bunu çok istiyordu, ama çocuğu olmuyordu. Firavun'un kendisine verdiği cariyesi Hz. Hâcer'i azad edip Ibrahim aleyhisselama evlenmesi için verdi ve Hz. İbrahim Hz. Hâcer ile evlendi. Bu evlilikten Hz. İsmail doğdu. Muhammed aleyhisselamin (s.a.v.) nuru Hz. İsmail’in alnında intikal etti. İbrahim aleyhisselam onu çok sever ve yanından ayırmazdı. Hz. Sâre nurun kendisine intikal edeceğini umuyordu. Bu sebeple Hz. Hâcer'e karsı kalbi gayret hâsıl oldu. Ve bir gün İbrahim aleyhisselam'dan Hz. Hâcer ile Hz. İsmail’i başka bir yere götürüp bırakmasını istedi.

Allah'in emriyle Halilullah bu isteği yerine getirdi ve Hacer hatun ile İsmail aleyhisselami (s.a.v.) alıp Mekke'ye götürdü ve onları orada bıraktı .

2.7. Misafir melekler

Ibrahim peygamber yaşı gittikçe ilerliyordu. Bu sırada melekler gelip İbrahim aleyhisselama bir oğlunun doğacağını müjdelediler :

Rivayete göre o sırada Hz. İbrahim 120 ve Hz. Sâre de 99 yasında idi. Müjdeyi vermek üzere gelen melekler gayet güler yüzlü birer´genç suretinde İbrahim aleyhisselamin karsısına cıktılar. Bunların Cebrail (a.s.), Mikail (a.s.) ve İsrafil (a.s.) olduğu Ibn-i Abbas'dan rivayet edilmiştir. Cebrail aleyhisselam ile birlikte 7 veya 9, veya 10 bir yahut da 12 meleğin bulunduğu rivayet edilmiştir.

Melekler, "Selamunaleyke" deyince Ibrahim aleyhisselam "Aleyküm selam" diyerek mukabelede bulundu. Onları evinde en iyi yere oturttuktan sonra ikram etmek üzere hemen bir buzağı getirdi. Misafirlerine ikram etti ise de onlar yemedi. Bundan dolayi Hz. Ibrahim'in kalbine biraz şüphe düştü. O zamanın âdetine göre bir eve misafir gelip, ikram edilenden bir şey yerse ondan emin olunurdu; misafir bir şey yemezse onun zarar vermek için geldiği hükmedilirdi. İbrahim aleyhisselam tekrar melekleri davet edince, onlar "Biz yemeğin ücretini vermeden yemeyiz" dediler. Hz. İbrahim "Bedelini verin de yiyin. Bu yemeğin bir ücreti var diye karşılık verdi. Melekler bu ücreti sorunca, Hz. İbrahim: « Bismillah ,demek. Sonunda da Elhamdülillah, demektir » dedi.

Bunun üzerine Hz. Cebrail, Mikail aleyhisselam bakarak : « Bu zât, Allahü Teâlânin dost edinmesine lâyık bir kimsedir » buyurdu. Bu sırada Hz. Sâre perde arkasında duruyordu. Meleklerin müjdesi üzerine: «(Ibrahim'in karisi:) Olacak şey değil ! Ben bir kocakarı, bu kocam da bir ihtiyar iken çocuk mu doğuracağım? Bu gerçekten şaşılacak şey ! Dedi » dedi.

Hz.Sâre'nin bu sözlerine karşılık melekler " Sen Allahü Teâlânin emrine mi, takdirine mi şaşıyorsun" dediler.

Meleklerin haberinden 1 sene sonra Hz. İshak doğdu .

2.8. Hz. İbrahim’in Mekke'ye yolculuğu

Kâbe'nin inşası

Günlerden bir günde Allahü Teâlâ haliline Kâbe-i Muazzamayi yapmasını emreyledi. Kâbe'yi nereye yapacağını bilmediği için, bir rivayete göre Cebrail aleyhisselam Kâbe'nin su andaki yerini gösterdi. İlkönce temeli kazmaya başladılar ve Âdem aleyhisselam zamanındaki temeli buldular. Ayni temel üzerine Kâbe'yi inşa ettiler. Hz. İbrahim oğlunun getirdiği taslarla, Cebrail aleyhisselamin tarifine uyarak Kâbe'yi yapıyordu. Nihayet Kâbe'nin duvarları yükseldi ve yukarıya tas yetişemez oldu. Bundan dolayı büyük bir tas getirdiler ve İbrahim aleyhisselam bu tasa basarak duvar örmeye başladı. Mübarek ayağının izi çıkan bu tasa da Makâm-i İbrahim denilir.

Kâbe de tavaf namazı bu taşın bulunduğu yer olan Makâm-i İbrahim’de kılınır. Kâbe tamamlanınca İbrahim aleyhisselam oğluna: " Ey İsmail ! İyi bir tas getir ki, hacılara işaret olsun" buyurdu. İsmail aleyhisselam bir tas getirdi ise de Hz. İbrahim daha iyi bir tas istedi. Bunun üzerine, Ebu Kubeys dağından: " Cebrail aleyhisselam tufanda bana bir tas emanet etti. Gel onu al ! " diye bir ses işitti. Hemen Ebu Kubeys dağından Hacer-ül-esved tası alınıp, Kâbe'deki yerine kondu .

2.9 Halilullah'in vefati

Hz.Sâre ölmüştü. Allah’ın dostu da Kudüs'de ikamet etmekteydi. Bir gün evden gelince evinde birisinin olduğunu gördü. Bu misafir Azrail aleyhisselam idi. İbrahim aleyhisselam :'Seni içeriye kim bıraktı' dedi. O da:'Buranın sahibi' diye cevap verince, Halilullah:'Buranın sahibi benim ve ben seni içeriye bırakmadım' dedi. Azrail aleyhisselamin: 'Beni buraya buranın ve her şeyin sahibi bıraktı' demesi üzerine Ibrahim aleyhisselam bu misafirin bir melek olduğunu anladı.

Kimsin diye sordu ve Azrâil aleyhisselamin olduğunu ögrendi. Ibrahim aleyhisselam ona: "Ziyarete mi geldin? Ruhumu almaya mı ?" buyurdu."Eğer izin verirsen ruhunu almaya!" diye cevap verdi. Hz. İbrahim de : "Dost dostun canini alır mı ?" deyince, "Yâ İbrahim bunu Allah'a sorayım" buyurdu. Azrâil aleyhisselam hemen gidip geldi ve Allahü Teâlâ: " Dost dosta kavuşmak istemez mi ?" buyurdu dedi. Halilullah bunu işitince: "Çabuk gel kardeşim, hemen canimi canana kavuştur, benim için bundan daha büyük bir müjde olamaz" buyurdu ve ruhunu teslim etti .

Sosyal Paylaşım :

468x600

İlginizi Çekebilecek Diğer Başlıklar

Yorum Ekle

Yandex.Metrica
0,1404