160x600
160x600

İlk Günah Kıssası

  • 0

Günah Farsça bir kelime olup sözlükte dince suç sayılan iş ve davranış, vicdanı rahatsız eden kabahat, suç ve sorumluluk, vebal anlamlarına gelmektedir.

Günah kelimesinin karşılığı olarak Arapça’da genellikle "ism” kelimesi kullanılır ki, Kur’an’da otuzdan fazla yerde geçmekte, büyük ve küçük günahları kapsamakta ve insanı iyilik ve sevaptan alıkoyan eylem veya bu eylemden meydana gelen sorumluluk anlatımına gelmektedir.

Hadislerde de günahın tanımı şöyle yapılmıştır; Nevvas İbn Sem’an’dan şöyle rivayet edildi: "Resulullaha iyilik ve günahtan sordum da şöyle buyurdular: İyilik ahlakın güzel olmasıdır. Günah ise, kalbini tırmalayıp, insanların da muttali olmasından hoşlanmadığın şeydir...” Diğer bir rivayet ise şöyledir; "Vabisa’ya Resulullah şöyle der: "İyilik ve günahtan sormaya gelmiştin değil mi?” Vabisa: "Evet” der. Resulullah hemen parmaklarını bir araya topladı ve onlarla göğsüne vurdu da şöyle dedi: "Nefsine danış, kalbine danış ey Vabisa! İyilik nefsinin kendisine ısındığı ve kalbinin itmi’nan duyduğu şeydir. Günah ise nefsini tırmalayan ve göğsünde tereddüde yol açandır.”

Bu iki hadisten günahın mahiyeti hakkında şu sonuçları elde edebiliriz:

-Günah insanın kalbine rahatsızlık verendir. - Başkasının haberdar olması istenilmeyen şeydegünahtır. Yani insanın utanmasına yol açan, bir tür kişisel saygınlığı zedeleyici unsur olarak görülür.

HZ. HAVVA NASIL YARATILDI?

Bu noktada Hz. Adem’in eşi Hz. Havva’nın yaratılışıyla ilgili kıssaya değinmekte fayda vardır. Hz. Adem ilk insan olarak yaratılışından sonra ona eş olarak Hz. Havva yaratılmıştır. Hz. Havva’nın yaratılışıyla ilgili olarak Kur’an-ı Kerim’de bir bilgi bulunmamaktadır. Ancak Hz. Adem’in yaratılışında olduğu gibi Hz. Havva’nın yaratılışıyla ilgili olarak kaynaklarımızda (tefsir, tarih … vb.) ayrıntılı bilgiler nakledilmiştir. Özetleyecek olursak Hz. Havva’nın yaratılış hikayesi şöyledir:

Hz. Adem cennette yalnızlıktan sıkılmıştır. Yalnızlıktan Allah’a şikayet etmiş, bunun üzerine Hz. Adem uyumuş veya uyutulmuştur. Rüyasında güzel bir kadın gören Hz. Adem uyandığında aynı kadını yanında görmüştür. Ona kim olduğunu sorduğunda adının Havva olduğunu ve Hz. Adem’i teskin etmek için Allah tarafından yaratıldığını söylemiştir. Bunlara ilave olarak kaynaklarımız yaratmak işleminin, Hz. Adem uyuduğu sırada kendisinden alınan en kısa sol kaburga kemiğinden gerçekleştirildiğini ve bu kemiğin yerinin etle doldurulduğu belirtilmektedir.

Kur’an-ı Kerim’in hiçbir yerinde Hz. Havva’nın Hz. Adem’in kaburga kemiğinden yaratıldığı ibaresine rastlanmamaktadır.Bu düşüncenin Kur’an’da teyid buyurulduğu en fazla şu ayetle iddia edilebilir:

"Ey insanlar! Sizi bir tek kişiden yaratan ve ondan da eşini yaratıp o ikisinden birçok erkekler ve kadınlar türeten Rabbinize karşı gelmekten sakının.”

Bu ayet iki şekilde yorumlanmıştır ki buna göre ya "Onun nefsinden onun eşini yarattı” veya "Onun cinsinden eşini yarattı” şeklindedir. Kur’an’daki diğer bazı ayetler ikinci manayı teyid ediyor olabilir.

Bu ayetler; "Size kendi nefislerinizden eşler yaratması O’nun ayetlerindendir.” ,"O size kendi nefislerinizden eşler yaratandır.”, "Allah size kendi nefislerinizden eşler yarattı.”

Bu üç ayetten de anlaşılıyor ki "sizden” ayetinin manası "sizin cinsinizden” demektir. Buradan bütün eşlerin kocalarının kaburga kemiğinden yaratıldığı manası çıkarılamaz.

CENNET YAŞAMLARI

Hz. Adem ve Hz. Havva bundan sonra cennette yaşamaya başladılar. Allah orada, yaklaşmalarını yasakladığı tek bir ağaç dışında cennet meyvelerinin hepsinden ve cennetin her nimetinden bol bol faydalanmalarına müsaade etti.

"Ve dedi ki: Adem! Eşinle birlikte cennete yerleşin, oradaki nimetlerden istediğiniz şekilde bol bol yeyin, sadece şu ağaca yaklaşmayın. Böyle yaparsanız zalimlerden olursunuz.”( Bakara 2/35.)

Hz. Adem ve Havva’ya cennette açlığın, susuzluğun, sıcak ve soğuğun elemini duymayacakları gibi, her türlü güzel elbiselerle donatılacakları da kendilerine müjdelenmiştir. Ayrıca Allah, İblis’in kendilerine düşman olduğunu ve kendilerini aldatmaması için dikkatli olmalarını bildirdi.

"Bizde dedik ki: Âdem! İyi bil ki bu sana da eşine de tam bir düşmandır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın, sonra perişan olur, helâke sürüklenirsin. Sen cennette asla açlık çekmeyecek, asla çıplak kalmayacaksın. Orada asla susuzluk çekmez ve güneşin kavurucu sıcağına maruz kalmazsın.”( Tâ-ha 20/117-119.)

Hz. Âdem ve Havva için cennette mutlu bir hayat başlamıştı. Her bakımdan hoş, her yönüyle mükemmel bir yaşayışın içindeydiler. Cennet nimet yeriydi, ibadet yeri değildi. Bu sebeple onlar hiçbir ibadetle mükellef tutulmadılar. Ancak ibadetin bulunmaması, itaat etmeğe engel değildi. Verilen emirler, yapılan uyarılar, tutulmadığı takdirde hoşa gitmeyen sonuçlarla karşılaşma imkanı vardı. Dikkat edecekleri iki şey vardı; yasak ağaca yaklaşmayacaklar ve İblis daima düşman olarak bilinecek ve onun tuzağına düşmemeye gayret edilecekti.

Aslında Hz. Adem ve Havva’ya cennette çok geniş bir hürriyet verilmiş, diledikleri gibi yaşamakta serbest bırakılmışlardı. Meyvesinden yemeleri yasak olan ağaç onlar için bir imtihandı ve nesli hakkında, yerine getirilecek olan ilahi hükmün bir gereğidir.

ŞEYTANIN ONLARI KANDIRMASI

Bir rivayette de şeytanın cennetten kovulduğu için, cennetin etrafında dolaşıp Adem ve Havva’yı gözlediği söylenmiştir. Yine bir defasında Adem’le Havva kapının yakınından geçerlerken, İblis dikkatlerini kendine çekti. Onlarla konuşmaya başladı. Maksadı onları aldatıp yasak ağaçtan yedirmek ve böylece cennetten kovulmalarına sebep olmaktı.

Hasan Basri’nin görüşüne göre, iblis yeryüzündeydi ve cennette bulunan Adem ile Havva’ya vesvesesini ulaştırdı. Bu konuda da ihtilaf mevcuttur.

İblis’in samimi bir görünüşü vardı. Kendilerine adeta acıyarak bakıyordu. İlerdeki bir ağacı gösterdi:

- Neden bu ağacın meyvesinden yemiyorsunuz? Dedi

- Allah Teala bize bu ağacın meyvesinden yemeyi yasak etmiştir. Hatta bu ağaca yaklaşmamız bile yasaktır.

- Ama ağaç pek güzel, meyvesi de cennette eşi bulunmayacak derecede lezzetlidir. Hiç kimse bu ağaçtan daha güzelini görmemiş, hiç kimse bunun meyvesinden daha tatlısını yememiştir. Sizin de bundan daha tatlısını yiyeceğinizi tahmin etmem.

- Önemli değil. Biz burada cennetin bütün nimetlerinden istifade ediyoruz. Dilediğimiz her şeyden, dilediğimiz kadar faydalanma hakkımız var.

- Peki bu ağacın yanına yaklaşmak size neden yasak edildi bunu biliyor musunuz?

- Hayır bilmiyoruz?

- "Rabbiniz size bu ağaçtan yemeyi iki melek olmanızı yahut ebedi hayatı elde etmenizi istemediği için yasak etmiştir.”( Araf 7/20.)

- Yani bu ağacın meyvesinden yiyen melek mi olacak?

- Evet yahut ebedi hayatı elde edecek. Sizin anlayacağınız ölümsüzlüğün sırrı bu ağacın meyvesindedir.

- Doğrumu söylüyorsun?… Bizi kandırmış olmayasın!…

- Allah adına yemin ederim ki ben sizin hakkınızda hayırlı ve iyi olanı Dilemekteyim.( Araf 7/21.)

Daha sonra şeytan içini çekti:

- Acıyorum sizlere dedi. İki günlük ömrünüz bir gün sona erecek, ölüp gideceksiniz. Cennetin bunca nimeti yine böyle kalacak. Halbuki Allah Teala’nın cennetinden ölümsüz bir hayatla yeseniz, içseniz ne eksilir?… Ben sizin yerinizde olsam, böyle bir nimetten istifade ederim. Hem bir kere yemekten ne çıkar? Allah sana bütün melekleri secde ettirecek derecede ikram etti ise bir meyvenin yenmesinden dolayı darılacak değil mi?

YASAK MEYVEYİ YEMELERİ

Konuşmanın esas çerçevesi budur. Bu konuşma ne kadar uzadı, İblis ne kadar ısrar etti, Hz. Adem ve Havva ne kadar dayandı bu konuda söyleyecek söz, verecek bilgi yok. Ancak İblis’in "gelin şu meyveyi yiyelim” demesiyle yenilmediği belli. Belli ki İblis, Kur’an’da da anlatıldığı gibi yemin ede ede onları yatıştırmış oluyordu.

İblis tarafından yapılan ısrarların yanında, ağacın son derece güzel, meyvesinin de tarif edilemeyecek derecede hoş olan görünümü karşısında ilk adım Havva tarafından atıldı.

- Evvela ben yiyeyim. Şayet bana bir şey olursa sen kurtulursun, dedi. Kendine göre akıllıca bir karar vermişti. Bu işin sonu melek olmaya dayanıyorsa, yahut ebedi hayatın kapısından içeri girilecekse ve bu da sadece bir tek meyvenin yenilmesine bağlı ise, o meyve yenilir ve iş biterdi. Bunun sonucu olarak verilecek bir ceza olabilirdi. Ama gülü seven dikenine katlanırdı. Bir nimet gelecekse onun karşılığında elbet bazı külfetlere katlanmak lazımdı.

Havva, bu ve benzeri düşünceler altında İblis’in koparıp uzattığı meyveyi yedi. Çok tatlıydı, kocasının bu nimetten mahrum kalmasına gönlünü bir türlü razı edemeyecekti. Hem ortada değişen hiçbir şey yoktu. Kopardığı diğer bir meyveyi Hz. Adem’e uzattı:

- Ye, dedi. Çünkü ben yedim, gördüğün gibi hiçbir şey olmadı. Sen de tasdik edeceksin ki hiç böylesini yemedin. Havva’ya hiçbir şey olmadı. Çünkü Allah’ın sözü Adem üzerineydi.

Nihayet Hz. Adem’de Havva’nın uzattığı meyveyi yedi. Tam bu sırada kulaklarını bir kahkaha çınlattı. Alabildiğine soğuk, intikam ve kin dolu bir kahkaha idi. Neye uğradıklarını bilemeden baktılar. İblis neşe içinde takla atıyordu. Biraz evvelki samimi görünüş kalmamış mel’unca bakışlarıyla kandırdığı insanlara bakıyordu.

Kazandığı büyük zaferi lanet havası kokan kahkahalarıyla kutlarken Hz. Adem ve Havva’ya "bakın şu halinizi beğeniyor musunuz?” der gibi işaret ediyordu. Baktılar, birbirlerini gördüler. Giydikleri şeyler bedenlerinden uçtu. Avret yerleri açıldı. İkisi de birbirinden utandı. Bütün vücutlarını kaplayan deri tırnak gibi parlakken, Allah o deriyi onlardan soydu. Tırnak uçlarına kadar soydu. Sonraları Adem her tırnağına bakışta hıçkıra hıçkıra ağlardı.

Birbirinden utanan Adem ve Havva bir incir ağacından birer yaprak alarak avret yerlerini kapadılar. Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurur:

"İkisi de utanılacak yerlerini cennet yapraklarıyla örtmeye başladılar.”( Tâ-ha 20/121)

Bu arada Cenab-ı Hakk’ın da hitabı kendilerine ulaştı:

"Ben size bu ağaca yaklaşmayı yasak etmedim mi? şeytan her ikinize de açıkça düşmandın demedim mi?”( Araf 7/22)

Suçlarını kabul edip yaptıklarından pişmanlık duydular.

"Ey bizim Rabbimiz, kendimize yazık ettik. Şayet sen kusurumuzu örtüp, bize merhamet buyurmazsan en büyük kayba uğrayanlardan oluruz, diye yalvarıp yakardılar.”( Araf 7/23.)

Bunun üzerine Allah-u Teala şöyle buyurdu:

"Birbirinize düşman olarak inin. Size dünyada bir süreye kadar kalma ve yararlanma imkanı veriyorum. Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz ve yine oradan diriltilip mezardan çıkarılacaksınız.”( Araf 7/24-25)

Böylece Adem, Havva, İblis cennetten dünyaya indirildiler.

CENNET VE CEHENNEM YARATILDI MI?

Ehli sünnete göre yaratılmış olup, şuan mevcuttur. Mutezile ise buna muhalif kalmıştır. Maturidiyye’ye göre isbatı şudur ki Allah, cennet hakkında (Mazi sigasıyla) "...takva sahipleri için hazırlandı” (Al-i İmran, 3/133) cehennem hakkında da "...kafirler için hazırlandı” (Bakara, 2/24; Al-i İmran, 3/131) buyurmuştur.

Hanifi mezhebine göre cennet ile cehennem içindekilerle birlikte ebediyen yok olmayacaktır. Cehmiyye ise buna muhalefet etmiştir. Zira Allah her ikisinin sakinleri hakkında da "Orada ebediyen kalıcıdırlar” (Nisa, 4/57, 122, 169; Ahzab, 33/65) buyurmuştur. Cennet ve cehennemin yaratıldığını ileri sürenler Adem kıssasını da delil getirirler. Bizce de cennet ve cehennem yaratılmıştır.

Sosyal Paylaşım :

468x600

İlginizi Çekebilecek Diğer Başlıklar

Yandex.Metrica
0,2619