Türkiyede Katılım Bankacılığı ve Bankacılık Sektöründeki Önemi

Kayıt Tarihi : 01 .11.2022
Son Güncelleme : 09.11.2022
(0) Yorum
(387) Görüntüleme
(0) Teşekkür
Alt Kategori : Makaleler Editör : İzzet Eker

Türkiyede Katılım Bankacılığı ve Bankacılık Sektöründeki Önemi

İslami bankacılık”, “İslami finans” ya da “faizsiz bankacılık” olarak adlandırılan katılım bankacılığı, son otuz yılda finansal sektörün ve bankacılık sisteminin hızla büyüyen ve gelişen bir parçası haline gelmiştir.

Katılım bankaları özellikle faiz hassasiyeti nedeniyle bankacılık sistemine dahil olmayan atıl fonların ekonomiye kazandırılmasında ve benzer nitelikli yabancı kaynakların ülkeye çekilmesinde alternatif bir yol olarak kabul edilmektedir.

Katılım bankalarının mevduat bankalarından işlevsel olarak çok önemli farklılıkları bulunmasa da ekonomideki tasarrufları toplamak ve yatırıma yönlendirmek görevini farklı modellerle yerine getirmektedirler. İslam dini açısından faizin haram kılınması nedeniyle kâr ve zarara katılma esasına göre faaliyet gösteren katılım bankaları, toplumda ekonomik ve sosyal işlevi birlikte üstlenmişlerdir.

Bu çalışmanın amacı, ortaya çıkış nedenleri, tarihi ve hukuki gelişimleri, özellikleri, çalışma ilkeleri bazında katılım bankalarını irdelemek, katılım bankalarının ekonomiye katkıları, Türkiye’deki mevcut durumu, katılım bankaları ile mevduat bankalarının karşılaştırılması ve bankacılık sektörü içindeki önemini ortaya koymaktır. Çalışmada, Türk bankacılık sektörü içerinde katılım bankalarının önemi, 2006-2014 dönemi için çeşitli büyüklükler (aktif toplamı, özkaynaklar, toplanan fonlar, kullandırılan fonlar, net kâr, personel ve şube sayısı) ve oranlar (kârlılık oranları, sermaye yeterlilik rasyosu vegelir-gider oranları) kullanılarak değerlendirilmektedir. Çalışmada katılım bankalarının bankacılık sektörü içerisinde giderek artan bir öneme ve paya sahip olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.

Katılım bankaları, İslam dinine göre yasak olan faiz uygulamasının bulunmadığı, faizsiz esasa göre bankacılık faaliyeti yapan kuruluşlardır. Katılım bankacılığının en belirgin fonksiyonu gerek faiz hassasiyeti bulunan tasarruf sahiplerinin tasarruflarını, gerekse sistemin dışında atıl bulunan fonları ekonomiye kazandırmaktır. Katılım bankaları, kâr-zarar ve risk paylaşımı esasının hakim olduğu bir bankacılık türüdür. Katılım bankaları; mevduat bankaları, kalkınma ve yatırım bankaları ile birlikte bankacılık sektörünün üç unsurundan birini oluşturmaktadır ve günümüzde en hızlı büyüyen sektörlerden biri durumundadır. Geleneksel bankalar kâr maksimizasyonu ilkesiyle hareket ederken, katılım bankaları tasarruf sahiplerinden topladıkları ve uluslararası piyasalardan temin ettikleri fonları, faizsiz finansman ilkeleri dahilinde doğrudan reel ekonomiye enjekte etmekte ve elde edilen kâr veya zararı tasarruf sahipleri ile paylaşmaktadır. Dolayısıyla katılım bankaları üretimi, yatırımı, istihdamı, ihracatı fonlayan kurumlar olarak karşımıza çıkmaktadır.

Türkiye‟de 1983 yılından itibaren özel finans kurumu adıyla faaliyet gösteren katılım bankaları, 2005 yılından itibaren 5411 sayılı Bankacılık Kanunu kapsamına alınarak “katılım bankası” adı altında çalışmaya devam etmiştir. Katılım bankaları, farklı nedenlerle ekonomiye kazandırılamayan fonların faizsiz bankacılık ilkeleri çerçevesinde ekonomiye kazandırılması, faizden kaçınan uluslararası fonların çekilmesine aracılık edilmesi ve geleneksel bankacılık hizmetlerin sunulması noktasında mevduat bankalarının yanı sıra yeni bir seçenek olmuş ve bankacılık sektörünün çeşitlenmesine de katkı sağlamıştır.

1-KATILIM BANKACILIĞI Katılım bankacılığı, İslami finans sistemi içerisinde yer alan ve faizsiz bankacılık yapan bir yapıyı ifade eder. İslami finans, her türlü finansal faaliyet ve işlemlerin İslami kurallar çerçevesinde uygulandığı sistemdir. İslam dinine göre faizin haram kabul edilmesi nedeniyle, İslami finans modern finans anlayışına alternatif olarak kabul edilmiştir. (Serpam, 2013). Bu finansal yapı içinde faaliyet gösteren bankalar “katılım bankası”, “İslami banka”, “kâr-zarar ortaklığı bankası” ya da “faizsiz banka” şeklinde isimlendirilmesine rağmen, bu bankaların klasik bankalardan işlevsel olarak pek fazla farkı yoktur. Ama tasarruflar toplamak ve bu tasarrufları yatırıma aktarmak işlevini farklı modellerle yerine getirirler. (Yanpar,2014;125) Katılım bankacılığı, İslami hukuk sistemine paralel olarak düzenlenmiş, çalışma ilkelerini başta Kur‟an ve Sünnet olmak üzere İslami kaynaklara dayandıran bir finans alt sistemidir. İslami bankalar, faizsiz çalışması ve risk paylaşımı getirmesi sebebiyle geleneksel bankalardan ayrılır (Parlakkaya ve Çürük,2011;398)

Katılım bankalarının varlık nedeni ve altın kuralı “faizsizlik prensibi”dir. Faizsizlik prensibinin özü de; 1-Fon toplarken kâr ve zarara katılma esasına göre fon kabul etmek ve müşteriye “sabit bir getiri” taahhüt etmemek, 2-Fon kullandırırken nakit kredi vermeyip, müşterinin ihtiyaç duyduğu malı satıcıdan peşin alıp, kendisine vadeli satmak veya iş sahibiyle proje bazında ortaklık oluşturmaktır (Albaraka, 2015;9). Katılım bankacılığı; karşılığında faiz almak istemediği için, tasarruflarını bankalara yatırmayıp, altın, döviz ya da gayrimenkul şeklinde değerlendiren tasarruf sahiplerinin tasarruflarının üretim sürecine sokulması amacıyla kâr-zarar ortaklığı anlayışıyla faaliyet göstermektedirler (Takan, 2001;16). Türkiye‟de anonim şirket şeklinde faaliyette bulunan bu bankaların uyguladıkları modelde; bankacılık, ticari ortaklık (kâra ve zarara ortaklık), sigorta, takas (barter), finansal kiralama (leasing), factoring ve bazı finansman yöntemleri bir arada ve aynı çatı altında toplanmaktadır. Katılım bankalarının hayata geçirdiği bu model, kendine özgü bir model olarak kabul edilmektedir (Özulucan ve Deran, 2009;87). Özetle, katılım bankaları alternatif finansman hizmetleri sunan, finansal sektörde faaliyette bulunan, reel ekonomiyi finanse eden ve bankacılık hizmetleri sunan kuruluşlardır. Temel bankacılık hizmetlerinin yanı sıra, tasarruf sahiplerinden cari hesap ve kâr-zarar ortaklığı hesapları yoluyla topladıkları fonları, faizsiz finansman ilkelerine göre reel sektöre aktararak, oluşan kâr veya zararı tasarruf sahipleriyle paylaşmaktadırlar (Tunç,2000;13). Günümüzde katılım bankaları daha çok perakende bankacılık yapmaktadır. Ancak toptancı bankacılığın da bazı özelliklerini bünyesinde taşımaktadır (Kalaycı, 2013;60)

Kaynak: Pehlivan, P. (2016). TÜRKİYEDE KATILIM BANKACILIĞI ve BANKACILIK SEKTÖRÜNDEKİ ÖNEMİ . Sosyal Ekonomik Araştırmalar Dergisi , 16 (31) , 296-324 . DOI: 10.30976/susead.302169


Participation banking, referred to as "Islamic banking", "Islamic finance" or "interest-free banking", has become a rapidly growing and developing part of the financial sector and the banking system over the last three decades.

Participation banks are accepted as an alternative way to bring idle funds that are not included in the banking system due to interest sensitivity into the economy and to attract similar foreign resources to the country.

Although participation banks do not have significant functional differences from deposit banks, they fulfill the task of collecting savings in the economy and directing them to investment with different models. Since interest is forbidden in Islam, participation banks, which operate on the basis of participation in profit and loss, have undertaken both economic and social functions in society.

The aim of this study is to examine participation banks on the basis of the reasons for their emergence, historical and legal development, characteristics, working principles, the contribution of participation banks to the economy, the current situation in Turkey, the comparison of participation banks with deposit banks and their importance in the banking sector. In the study, the importance of participation banks in the Turkish banking sector is evaluated by using various aggregates (total assets, shareholders' equity, funds collected, funds disbursed, net profit, personnel and number of branches) and ratios (profitability ratios, capital adequacy ratio and income-expenditure ratios) for the period 2006-2014. The study concludes that participation banks have an increasing importance and share in the banking sector.

Participation banks are institutions that carry out banking activities on an interest-free basis, where there is no interest practice, which is prohibited according to the Islamic religion. The most prominent function of participation banking is to bring both the savings of interest-sensitive savers and the idle funds outside the system into the economy. Participation banks are a type of banking where the principle of profit-loss and risk sharing prevails. Participation banks constitute one of the three components of the banking sector together with deposit banks, development and investment banks and are one of the fastest growing sectors today. While traditional banks act with the principle of profit maximization, participation banks inject the funds they collect from savers and obtain from international markets directly into the real economy within the principles of interest-free financing and share the profit or loss obtained with the savers. Therefore, participation banks appear as institutions that fund production, investment, employment and exports.

Participation banks, which have been operating in Turkey under the name of private financial institutions since 1983, have been included in the scope of the Banking Law No. 5411 since 2005 and continued to operate under the name of "participation bank". Participation banks have become a new option in addition to deposit banks in terms of bringing the funds that cannot be brought into the economy for different reasons into the economy within the framework of interest-free banking principles, mediating the attraction of international funds that avoid interest and providing traditional banking services, and contributed to the diversification of the banking sector.

1-PARTICIPATION BANKING Participation banking refers to a structure within the Islamic finance system that engages in interest-free banking. Islamic finance is the system in which all kinds of financial activities and transactions are implemented within the framework of Islamic rules. Islamic finance has been accepted as an alternative to modern finance since interest is considered haram according to Islam (Serpam, 2013). Although the banks operating within this financial structure are called "participation bank", "Islamic bank", "profit-loss partnership bank" or "interest-free bank", these banks are not functionally different from conventional banks. However, they fulfill the function of collecting savings and transferring these savings to investment with different models. (Yanpar, 2014;125) Participation banking is a financial subsystem organized in parallel with the Islamic legal system and basing its working principles on Islamic sources, especially the Qur "an and Sunnah. Islamic banks differ from conventional banks because they operate without interest and bring risk sharing (Parlakkaya and Çürük,2011;398)

The raison d'être and golden rule of participation banks is the "principle of interest-free". The essence of the principle of non-interest is; 1) accepting funds on the basis of participation in profit and loss while collecting funds and not committing to a "fixed return" to the customer, 2) not providing cash loans while lending funds, but buying the goods needed by the customer from the seller in advance and selling them to the customer on a deferred basis or forming a partnership with the business owner on a project basis (Albaraka, 2015;9). Participation banking is a way for savers who do not deposit their savings in banks because they do not want to receive interest in return, but instead invest their savings in gold, foreign currency or real estate.

Yorumlarınız (0)

  • Henüz yorum yapılmamış.

Düşüncelerinizi Bizimle Paylaşın

Whatsapp İletişim Hattı